Anasayfa | İletişim  
facebook    twitter    twitter


ULUSAL KALP SAĞLIĞI PROGRAMI NEDEN GEREKLİDİR?

"Ülkemizde her yıl yüzbinlerce insanımızın zamansız ölümüne neden olan, milyonlarca insanımızı sağlıksız, verimsiz ve mutsuz bir hayata mahkum eden kalp hastalıkları, ülkemizin en başta gelen sağlık sorunu olmasının yanısıra, her yıl milyarlarca dolar ekonomik  kayba yol açan en önemli sosyo–ekonomik problemlerimizden biridir. Bu sorunların üstesinden gelebilmek için acilen toplumun tüm kesimlerinin katılacağı çok yönlü ulusal bir mücadele programı başlatılmalıdır. Kalp sağlığı yaşam tarzı ile çok yakından ilişkilidir. Sağlıklı bir kalbe sahip olmak istiyorsak çabalarımızı çocukluk yaşlarda yoğunlaştırmalıyız. Kalp sağlığı çocukluktan başlar. Eğitim sistemimize ilkokullardan üniversitelere kadar en önemli ders olarak "yaşama sanatı dersleri" konmalıdır."

Çocuk Kalp Vakfı olarak toplum sağlığı adına bir misyona katkıda bulunmak üzere aşağıdaki düşüncelere dikkat çekmek isteriz.

Ülkemizde her yıl yüz binlerce insanımızın zamansız ölümüne neden olan, milyonlarca insanımızı sağlıksız ,verimsiz ve mutsuz bir hayata mahkum eden kalp hastalıkları, ülkemizin en başta gelen sağlık sorunu olmasının yanısıra, her yıl milyarlarca dolar ekonomik  kayba yol açan en önemli sosyo–ekonomik problemlerimizden biridir. Dünyada ve ülkemizde tüm ölümlerin yarıdan fazlası Kalp-damar hastalıkları nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde 35-65 yaş arasında, 12 milyondan fazla insanımız (her üç kişiden biri) çok ciddi olarak kalp-damar hastalıklarına yakalanma riski altındadır. Şu an 3 milyon civarında vatandaşımız koroner kalp hastasıdır. Buna her yıl 90 bin kişinin ilave olduğu kuvvetle tahmin edilmektedir. Her yıl 300 bine yakın insanımız Kalp-damar hastalıkları nedeni ile hayatını kaybediyor. Bunların yarısı aniden kalp krizleri ile ölüyorlar.Üstelik kalp krizi geçiren insanların %70’i 35-65 yaş arasındaki hayatının en verimli ve üretken çağındaki insanlar.  Milyonlarca insanımız kalp krizleri ve enfarktüs nedeni ile sağlıksız, mutsuz ve verimsiz bir hayata mahkum olmaktadır. Toplumumuzda bu hastalığın yol açtığı sosyo-ekonomik maliyetin her yıl en az 20 milyar $ olduğu tahmin edilmektedir. Zaten kısıtlı olan ülke kaynaklarımız heba olup gitmektedir.


Kalp damar hastalıklarının yol açtığı sağlık sorunları ve sosyo-ekonomik sorunlar o kadar büyük boyutlardadır ki artık bu sorunların üstesinden gelebilmek için toplumun tüm kesimlerinin katılacağı ulusal bir mücadele programının başlatılmasına şiddetle ihtiyaç vardır. Kalp Damar Hastalıkları önemli ölçüde önlenebilir ve tedavi edilebilir. Bu konuda Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumları, Medya Kuruluşları, RTÜK, Üniversitelerimiz,  Tabip Odaları, Türk Kardiyoloji ve Türk Kalp Damar Cerrahisi Dernekleri, Türk Diyabet Cemiyeti, Sigara ile Mücadele Dernekleri, Sağlık Kuruluşları Derneği, Gıda ve İlaç Sanayi....herkese önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Tüm bu kurumların katılımı ile yasal dayanağı olan Ulusal Kalp Sağlığı Enstitüsü  kurulmalı ve ülkemizin Kalp sağlığı politikası bu kuruluş tarafından oluşturulmalıdır.


Yapılacakları şu başlıklar altında sıralayabiliriz:

  • Ulusal veri tabanı ve enformasyon ağı
  • Yasal düzenlemeler stratejik politikalar
  • Kamuoyu aydınlatılması ve bilinçlendirilmesi
  • Önleme ve koruma çalışmaları
  • Kardiyoloji ve kalp cerrahisi kurumlarının reorganizasyonu
  • Tanı ve tedavi uygulamalarının akreditasyonu
  • Gıda güvenliği ve denetimi
  • Yeterli finansman ve bütçe oluşturulması

Yukarıdaki başlıklar altında sıralanan yapılacakların detayları çok etraflı bir çalışma gerekmektedir. Konunun bütün boyutlarını dikkate alan bir yaklaşımla, stratejik politikaların belirlenmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması konusunda parlamento ve hükümetin çok aktif hareket etmesi gerekmektedir. Örneğin sigara ve zararlı maddelerin üretim ve satışı..., basılı ve görsel medyada kalp sağlığı ile ilgili kamuoyunu aydınlatıcı filmlerin, uyarı ve duyuruların yayın prensipler..., gıda güvenliği ve denetimi ile ilgili düzenlemeler etkin yasal dayanaklarla bir an evvel yürürlüğe konulmalıdır.


Kardiyoloji ve kalp cerrahisi merkezlerinin fiziki alt yapı, mimari, teknolojik donanım, tıbbi kadroların yeterliliği ve sunulan hizmetlerin akreditasyonu (kalite- denetim) açısından reorganize edilmesi..., Sosyal güvenlik kurumlarının kalp sağlığı ile ilgili kapsam ve uygulamaları..., Milli Eğitim Bakanlığının bu konuya eğitim sistemimiz içinde gereken önemi vermesi, zorunlu ders programlarıyla sağlık bilincine sahip nesiller yetiştirilmesi yeni yasa ve yürütmeliklerle fonksiyonel bir işlerliğe kavuşturulmalıdır.


Her konuda olduğu gibi yapılacakları belirlemek, öncelikleri saptamak, kaynakları optimum bir şekilde kullanabilmek için kalp sağlığı konusunda ulusal bir veri tabanı ve enformasyon ağı oluşturulması ilk adım olarak ele alınmalıdır. Ulusal kalp sağlığı programının hayata geçirilmesi için gerekli finansman ve bütçenin nasıl sağlanacağı  konusunda bir tereddüt yaratmamalıdır. Kaynakların akıllı kullanımının bu gibi sorunların çözümü için yeterli olacağı kanısındayız. Zira dünyanın 17. büyük ekonomisine sahip olan Türkiye’nin sağlık ve eğitimin içinde bulunduğu sosyal gelişmişlik göstergelerinde 79. sırada yer alması, kaynak ve imkanlarımızın rasyonel bir şekilde kullanılmadığını göstermektedir.

Yapılan çalışmalarla koroner kalp hastalıklarının %80 oranında önlenebileceği görülmüştür. Her şeyden önce toplumumuzda sağlıklı yaşam bilincini geliştirmek, yükseltmek zorundayız. Sağlıklı yaşam bilinci; sağlığın kaybedilmeden önce değerinin bilinmesi, korunması ve geliştirilmesi demektir. Esas olan hastalıktan korunmak, hastalık oluşumunu önlemeye çalışmak olmalıdır. Ülkemizde sağlık bilinci eksikliğinin en önemli göstergelerinden biri sigara konusudur. Ülkemizde hala sigara tüketimi korkunç boyutlardadır ve hızla artmaktadır. İnanılmaz ama, sigaranın kalp-damar hastalıklarına yol açan başlıca faktörlerden biri olduğunu bile bile ülkemizde sigara tüketimi giderek artmakta,  bunun için her yıl 15 milyar $’dan fazla para harcamaktayız.

Hareketli, dinamik yaşam ve düzenli sporun da kalp hastalıklarından korunmada çok önemli bir yeri olduğu kanıtlanmış bir gerçektir. Sadece sigara içmemek ve haftada 3-4 gün yarım saat yürüyüş yapmakla kalp-damar hastalıkları %30-40 oranında azaltılabileceği belirlenmiştir.

Kadınlarda da kalp-damar hastalıklarının artışı ürkütücü boyutlardadır. Kadın ölümlerinin de en büyük nedeni kalp-damar hastalıklarıdır. 50 yaş üzerindeki kadınların %50’den fazlası kalp hastalığı ve beyin atağı nedeni ile hayatını kaybetmektedir.


Hareketsiz yaşam ve şişmanlık kadınlarda erkeklerden daha fazladır. Sigara içen kadınlarda kalp krizi ve beyin atağı riski 3-4 kat daha artmaktadır. Aynı şekilde hipertansiyon, şeker hastalığı ve kolesterol yüksekliği ile şişman kadınlarda 2-3 kat daha fazla karşılaşılmaktadır. Ülkemizde  özellikle genç bayanlardaki sigara alışkanlığının artışı ve orta yaştan itibaren kadınlarımızda yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam nedeni ile artan şişmanlık kalp-damar hastalıkları açısından büyük tehlike oluşturmaktadır.
Kötü, sağlıksız ve yanlış beslenme sonucunda  ortaya çıkan kan yağlarındaki yükseklik kalp-damar hastalığının bir diğer çok önemli nedenidir. Yapılan araştırmalar yanlış beslenme sonucu oluşan damar sertliğinin erken çocukluk yaşlarında, hatta 2 yaşından itibaren oluşmaya başladığını göstermiştir.


KALP SAĞLIĞI ÇOCUKLUKTAN BAŞLAR

Kalp sağlığı çocukluktan başlar. Sigara alışkanlığından korunma, hareketli yaşam ve düzenli spor, sağlıklı ve doğru beslenme...bunların hepsi çocukluk yaşlarında kazanılan alışkanlıklar ve davranış kalıpları ile çok yakından ilgilidir. Örneğin, dünya sağlık teşkilatı tarafından yapılan bir çalışma ile görülmüştür ki tüm dünyada sigara alışkanlığının %50’ye yakını 12 yaşından önce, çocukluk döneminde başlamaktadır. Çocuklarda hareketsizlik ve obezite giderek artmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde fast-food ve atıştırma alışkanlığı, bilgisayar ve televizyon oyunları karşısında geçirilen hareketsiz zamanlar 18 yaşın altındaki çocuklarda %10-30 oranında obezite görülmesine yol açmıştır. Çocukluk yaşlarındaki obezitenin ileriki yaşlarda şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp hastalığı riskini iki üç kat artırdığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle sağlıklı bir kalbe sahip olmak istiyorsak çabalarımızı özellikle çocukluk yaşlarına yoğunlaştırmalıyız.


YAŞAMA SANATI DERSLERİ

Yaşam tarzı ve hayata bakış ile kalp sağlığı  çok yakından ilişkilidir. Bize sunulan ve en değerli  varlığımız olan bu hayatı sadece bir kere ve geriye dönüş imkanı olmadan yaşıyoruz. Gerektiği gibi yaşamak bir sanattır. Hayatımızı sağlıklı, verimli ve mutlu bir şekilde yaşayabilmek için bilerek, seçerek, duyarak sanatkarca bir hassasiyet ve  çaba göstermek zorundayız. Bu nedenle çocuklarımızı insanlığın evrensel bilgi ve tecrübe birikimi ile donatarak hayata hazırlamalıyız. Bu konu eğitim sistemimizin en önde gelen amacı olarak ele alınmalıdır. İlkokullardan üniversitelere kadar en önemli, ama en önemli ders olarak "yaşama sanatı" dersleri konmalıdır.Yaşama sanatı derslerinin esas amacı ve işlevi hayatın tüm yönleri ile ilgili olarak çocuklarımıza ve gençlerimize yapıcı, yaratıcı, uyumlu kişilik ve davranış kalıpları kazandırmaktır.

  • Yaşamaya değer hayat felsefesi
  • İç huzuru ve yaşama sevinci    
  • Sağlıklı yaşam bilinci (kaybetmeden değerini bilmek)
  • Doğru ve dengeli beslenme
  •  Dinamik yaşam ve sporun önemi
  •  Sigara ve zararlı alışkanlıklardan korunma
  • Sağlıklı ve saygın sosyal ilişkiler (aile, iş çevresi, tüm toplumsal hayatta)
  •  Bilimsel  metodoloji, çalışma ve başarmanın ilkeleri
  •  Çevre sağlığı bilinci

Yaşama sanatı derslerinin temel konuları olmalıdır.


Dünya sağlık teşkilatı raporlarına göre eğer gerekli önlemler alınmazsa  10-15 yıl sonra kalp hastalıkları ve depresyon insan sağlığını tehdit eden bir numaralı tehdit olarak felaket boyutlarına ulaşacaktır. Çocukluktan başlatılan önlemler, yaşama sanatı dersleri ve tüm toplumun katılacağı ulusal mücadele programı ile ülkemizin kalp ve ruh sağlığı konusundaki bu kötü kaderini değiştirebiliriz.


Prof.Dr.Tayyar SARIOĞLU
Başkan
Çocuk Kalp Vakfı


"En yüce değer bilgi, En üstün hizmet insana hizmettir"
Zemedya Digital Creative Agency - Web Tasarım, Kurumsal Kimlik, Grafik Tasarım